Patronunuzu Gerçekten Yönetebiliyor musunuz?

Posted by | No Tags | Diğer | Yorum yok Patronunuzu Gerçekten Yönetebiliyor musunuz?

Yıllar içinde beraber çalıştığım ekip arkadaşlarıma sürekli aynı şeyi önerdim.”Eğer ekibinizi iyi yönetmek ve hedeflerinize ulaşmak istiyorsanız patronunuzu/üstünüzü yönetmeyi öğrenmelisiniz” Bu önerim bugün hala geçerlidir.Konu yönetmek olduğunda algı yöneticinin sadece daha alt kademedeki çalışanları yönetmesi olarak yorumlanabilir.İster bir yönetici ister bir çalışan olun gerçekte yönetmeniz gereken ilk kişi patronunuzdur.Evet yanlış duymadınız!işinizde ve kariyerinizde patronunuzu yönetebildiğiniz kadar başarılı olacaksınız.

Burada ifade edilen patronu yönetme kavramı, kendi görev sorumluluklarınızı ekibiniz ile yerine getirebilmeniz için gereken sponsorluk ve desteği alabilmeniz adına üstünüz ile olan çalışma şeklinizi ifade etmektedir.

NEDEN ÜSTÜNÜZÜ YÖNETMENİZE İHTİYACINIZ VAR?

Biliyoruz ki; çalıştığınız kurumda ekibinizle birlikte sizden beklenen hedeflere hakkıyla ulaşabilmeniz için;

  • Görevinizin ve hedeflerinizin net olmasına
  • Tüm süreçlerde karar alınmasına
  • İşiniz  için gerekli insan kaynağı ve teknik araçlar için sponsorluğa
  • Diğer takımlarla İşbirliği içinde çalışmanıza
  • Zaman ve enerji kaybetmeden beklentileri karşılamak için geri bildirim almanıza
  • Zorlu durumlarla karşılaştığınızda desteğe

Ve tüm bu destekleri alabilmek için de  üstünüzü/patronunuzu yönetmeye ihtiyacınız var.

Sizin bunu yapmamanız ve kaçınılmaz sonucu olarak ihtiyaçlarınızın karşılanmaması hedeflerinizi gerçekleştirmek zorunda olduğunuz gerçeğini değiştirmeyecektir.Bu destek olmadan hedeflere koşturmak sizin için çok daha stresli ve yorucu olacaktır.Bir süre sonra istemeden de olsa bu yükü  ekibinize  yansıtmaya başlayabilir ve hatta “Yöneticim bana destek olmuyor ” şeklinde şikayet bile edebilirsiniz.

Haydi gelin bu noktada konuyu açıklığa kavuşturalım.Yöneticiniz,patronunuz size o işi başarısız olacağınız varsayımı ile vermedi.Hiç bir üst beraber çalıştığı kişinin başarısız olmasını istemez çünkü bu başarısızlık neticede kendi başarısızlığı olacaktır.Tabi ki yöneticinizin sizinle ilgilenme görevi olacaktır ancak sizin dışınızda pek çok konu ve kişi üzerinde sorumluluğu olduğunu da unutmamalısınız!

Özetle, üstünüzü yönetemiyorsanız astınızı yönetmeniz ve hedefleri gerçekleştirmeniz neredeyse imkansız hale gelecektir.

PATRONUNUZU YÖNETEBİLMENİZ İÇİN YAPILMASI VE YAPILMAMASI GEREKENLER

Beklentiyi tam ve doğru anladığınızdan emin olun

  • Hedeflerinizi kısa ve orta vadeli ortaya koyun
  • Kilit başarı göstergelerinizi netleştirin ve anlaşın
  • Zaman planı ve önceliklerinizi belirleyin
  • Üstünüzün hassas olduğu noktaları yakalayın

Empati yapın

  • Patronunuzun da öncelikle insan olduğunu unutmayın
  • İsteklerinizin ve söyleyeceklerinizin  nasıl bir etki yaratacağını öngörün
  • Sorulması muhtemel sorulara cevaplarınızla hazır olun
  • İşinize hakim olun ve bunu hissettirin
  • Patronunuzun iletişim tarzını öğrenin
  • Esprili olun

İletişiminizi mutlaka yapılandırın ve geliştirin

  • Patronunuzla ne zaman, nerede, ne konuşacağınızı tasarlayın.
  • Toplantılara hazır girin.
  • Öncelikle yüz yüze iletişimi tercih edin.
  • Asansör, koridor konuşmalarını iyi değerlendirin.
  • Kahve ve yemek iş molalarını akıllıca kullanın.
  • Patronun sorduğuna cevap verin!
  • Yetişkin – Yetişkin İletişimi kurun.

Kredibilitenizi arttırın

  • Verdiğiniz sözleri ve hedefleri gerçekleştirin.
  • Söyleyerek değil yaparak gösterin.
  • Küçük adımları başararak ilerleyin.
  • Fikrinizi ve önerinizi net ifade edin.
  • Özgüvenli ve enerjik olun.
  • Başarılarınızı mutlaka paylaşın.

Verilerle konuşun

  • İhtiyacınızın maliyetini ve yaratacağı faydayı net ortaya koyun.
  • Kararınızın olumlu ve olumsuz sonuçlarının ne olacağını verilerle gösterin.
  • Büyük adım atmadan önce küçük adımlar ile testler yapın ve verilere dayanan tahmin yapın.

Sürpriz yapmayın!

  • Patronlar konu iş olduğunda sürprizlerden hoşlanmazlar.Bu ister pozitif ister negatif yönlü olsun.Çünkü sürprizler işlerin kontrol altında olmadığı izlenimi verir.Bu mutlaka performans sonuçları ile ilgili olmak zorunda da değildir. Örneğin işinizle ilgili önemli karar alınması gereken  bir konuyu toplantıya taşıyacaksanız patronunuz bu konuyu ilk kez toplantıda duymamalı.Eğer bu riski alırsanız toplantıda size ilk itiraz eden kişinin patronunuz olduğunu görebilirsiniz.Ve asıl bu size kötü bir sürpriz olabilir.Sizi desteklemesi gereken patronunuz bunu size nasıl yapar diye düşünebilirsiniz.Önceden mutlaka konuyu patronunuz ile paylaşın,tartışın ve o şekilde toplantıya taşıyın.

Kişiselleştirmeyin

  • İşyeri içinde tartıştığınız konuların özünde işin kendisi vardır.Buna daha farklı anlamlar yüklemek sizi yoracağı gibi işinize odağınızı da kaybetmenize neden olabilir.Patronunuza fikrinizi, odağınızda işiniz ve müşterileriniz için yaratacağınız fayda olduğu sürece güçlü şekilde ortaya koymanızda bir sakınca yoktur.Ayrıca her zaman Evet yanıtı alacaksınız diye bir koşul da yoktur.Konuyu kişiselleştirmemeye özen gösterin.

Kendi işinizi patronunuza yaptırmaya kalkmayın

  • Sıkça düşüldüğüne inandığım hatalardan biri bu olmuştur.Patronundan destek almaya giden kişi neredeyse işin tamamını patronundan bekleyebilir.Örneğin karar almak;İyi yöneticiler ekibindeki kişilerin ilgilendiği alan hakkında karar almalarını desteklerler.Ancak bazen astlar her adımda kararı üste taşımayı daha emniyetli bulurlar.Genellikle bunun ardında özgüven eksikliği ,işine hakim olmamak,hata yapma korkusu vardır. Sorumluluk alanlarınızı karıştırmayın. Unutmayın üstünüz size o görevi yapabileceğinize inandığı için verdi.Size önemli bir tavsiye bir konuda üstünüzden yardım almadan önce o konuda siz kendi üstünüze düşen her şeyi yaptınız mı sorgulayın.Eğer cevabınız evet ise ve hala destek ihtiyacınız varsa çekinmeden alın.

Genellemeyin ,yuvarlamayın, detaylara boğmayın

  • Üstünüzle yakaladığınız ender iletişim anlarında size sorduğu bir sorunun yanıtını bilmiyorsanız bilmiyorum demekten çekinmeyin.Her şeyi bilemeyebilirsiniz ama öğrenebilirsiniz.Bilmediğinize inandığınız bir noktada genelleme , yuvarlama hatasına düşmeyin.Bu üstünüzün sizin konuya hakim olmadığınız yönünde bir izlenim edinmesine neden olabilir.Üstünüzü detaylarla boğmayın.Size sorulan soruya direkt ve net cevap verin.Detaya girdikçe odaklanma zorlaşabilir ve daha da enteresanı  üstünüz acaba konuya hakim değil misiniz düşüncesine kapılabilir.Çok bilgi vermeniz çok iyi olduğunuz anlamına gelmez.Net ve yerinde yanıtlar en güçlü etkiyi yaratır ve sonuç almanızı sağlar.

Korkmayın!

  • Patronunuzun da bir insan olduğunu unutmayın.Sizin görevleriniz olduğu gibi üstünüzün de görev ve sorumlulukları vardır.Hata yaptığınıza inandığınızda bunu ifade etmekten korkmayın. Üstünüz de hata yapabilir ,ve hatalar iyi yönetilirse öğretici olurlar.Üstünüzle iletişime geçmekten, selam vermekten , hal hatır sormaktan  çekinmeyin.Bu konu da size önerim empati yeteneğinizi kullanmanızdır.”Siz patronunuzun yerinde olsaydınız ne yapardınız?” , “Ne beklerdiniz?” sorularını çekindiğinizi hissettiğiniz anlarda kullanın.Doğru yanıta ulaşacaksınız.

Varsaymayın!

  • Üstünüzün sizin üstünüzde bir rolde olması her şeyi bildiği veya bileceği anlamına gelmez.Bu varsayımla hareket etmeyin ve gerekli bilgilendirmeleri gerekli anlarda mutlaka yapın.Zaten biliyordur diye düşünerek patronunuzu unutmayın! Varsayımlara bir diğer örnek; Patronunuzu işinizle ilgili bir konuda fikrini almak üzere kahve içmeye davet etmek istiyorsunuz.Fakat zihninizde : ” Şimdi vakti yoktur”, ” Benimle ilgilenmekten daha önemli işleri vardır”,”Ya Hayır derse” gibi düşünceler gidip geliyor olabilir.Sizce bunların hangisi gerçek ? Gerçek şu : Bilmiyorsunuz! bu daveti yapmadığınız sürece de bilemeyeceksiniz ve bu varsayımlar sizin harekete geçmenize engel olacak.VARSAYMAYIN!İletişime geçin,bilgi verin, hareket edin.

Ve yazımızın başlığını yeniden size sorarak tamamlayalım :Patronunuzu gerçekten yönetebiliyor musunuz?

Bu konuya zaman ayırın ve yukarıda belirttiğim maddeleri  gözden geçirin.Faydasını göreceğinizi garanti ediyorum.Eklemek istediğiniz noktalar olursa da benimle lütfen paylaşın.

Saygılarımla,

Murat Bektaşlar


No Comments

Comments are closed.